Siz kaçın ben onları oyalarım

bir nehir ile deniz arasına boş bir bulut döktüm
ve yıkıp geçtim seni,
hayırlı cinayetler*

geç oldu gideyim, senden.

bir kural gibi, sevdiğimiz tüm adamlar yanlış olmak zorundaydı.
ve yine bir kural gibi, biz hep üzülmeliydik.

minik göğüsler aşkına!
evet,
minik göğüsleri sevelim.

ağlarken, tarifi mümkün olmayan suçlar işleyebilirim.
yüzüm çıplak, maskem kırık.
yasalar gereği bir fahişeyi oynayabilirim.
siyah, bir küvet dolusu papatya şimdi ve biraz sol kaburga.
yağmur yağsa, yirmi bir gram azalabilir ruhum.
şimdi, herkesin sahip olduğu çağdışı bir trajedi.
üzülmüyorsun,
yasalar gereği kafama sıkabilirim.

ben hep üşüyorum baba.
biliyorsun,
burada kuşlar sert geçiyor.

utanma kadın biraz daha ağla sokaklarda.
biliyoruz, seviyorsun.

babama ilk gülümsediğimde,
içimden ezbere bildiğim tüm çiçek isimlerini saymıştım.
sen de ağla beni biraz.

cennete giden üst geçit, sanırım senin omuzların.

bu gece aklımdan kaçacağım, benim yerim sol yanıdan vurulmuş kuşların yanı.
bu gece aklımdan kaçacağım, bohçamın içi rengarenk tanrılarla dolu.
bu gece.
başka perşembe, aklımda bombalar patlıyor.
ve sen başka kadınlarla sevişiyorsun.
kilise hastalığı, ucuz şarap.
bu.
mu?

neyleyim efendim,
kendime kefendim!

huzurunuzda,
tüm sahte orgazm seslerinden özür diliyorum.

bir sigara oluyorum akşama doğru,
kalbi yitik bir kuyu olan tüm adamlar dumanımı içine çekmekte
yanmama sebep olan tüm kibritler kahpe!
rüzgarda sevmiyor, kim kabul edecek beni?
hayatımın ritmi nefes seslerine karışıyor.
biraz şefkat,
ve ben,
var olan bütün samimiyetim ile,
tüm tütünlerimden özür diliyorum.

bir kural gibi,
öp omzumdan.
an be an.

bir gece uyandım ve sen yerinde yoktun.
bir gece uyandım ve sen hiç yerinde olmamıştın.
bir gece uyandım ve sen yerinde olmayacaktın.
bir gece uyanmadım ve sen zaten yoktun.