Siz kaçın ben onları oyalarım
biraz da flu buralar.

biraz da flu buralar.

sağır bir odaya her gece seni anlatıyorum.

ruhumu bir çocuk parkına bırakıp eve dönmek istiyorum.

göz göze gelsek her şey çözülecek.

göğsümde gezinen bu karanlık senin sesin mi?

bu saatte sokakta mırıldanan kedileri üşenmeden yatağımdan kalkıp sevdim çünkü karanlıkta parıldayan gözler sizce de şahane değil mi?

bir zaman, harika sohbetler ettiğim bir adam vardı, hala var yalnızca konuşmuyoruz.
harika kalsın diye.
harika devam etse idi, normalleşecekti.
bilirsiniz.

hiçkimse ‘o adam’ ya da ‘o kadın’ olamaz, en azından ben inancımı yitirdim.

kollarında kadın olmak, boşlukta bir melek olmaktan daha önemli-idi.

yarın olacak ve hiçbir şey değişmeyecek.
yoksa siz hala umutlu musunuz?

sırtımda gezinen sen misin?

sırtımda gezinen sen misin?

aklın da fikrin de saklı kalsın, ben hiçbir şeyin peşindeyim.

vakit, bir küveti ılık su ile doldurup su üstünde yüzen saçlarımızı izleme vaktidir.

hiç iz bırakamamış olmanın izlerini taşıyorum.

neyi beklediğini bilmeden beklemek var birde, zor.